Васыф Эндерунлу

Васыф Эндерунлу (ок. 1759 — ум. в 1824) — турецкий поэт.

Родился в Стамбуле, был популярным придворным поэтом, писавшим, в основном, песни и газели; многие строки из его стихов вошли в народную речь как пословицы и поговорки. Как и поэт XVIII века Недим, активно выступал за обновление литературы: несмотря на то, что свои стихи он писал традиционной арабо-персидской метрикой аруз, он также использовал множественные языковые особенности разговорной речи для придания своим произведениям характерного местного колорита. О его жизни практически ничего не известно.

Литературное наследие поэта достаточно обширно и составляет крупный диван, однако на сегодняшний оценивается неравноценно: в то время как некоторые стихи интересны своей искренностью и простотой или, например, описанием народных обычаев, другие считаются равнодушными и малохудожественными. Турецкие литературоведы признают его крупнейшим поэтом Стамбула своего времени.

https://ru.wikipedia.org/wiki/Васыф,_Эндерунлу

Стихи

Gazel / Kalmıştır

Senin hâl-i izarından nişan anberde kalmıştır
Benim sûz-ı derunumdan eser micmerde kalmıştır

Ararlar nüsha-i adli gezerler câbecâ amma
O nüsha var ise sandûk-ı İskender’de kalmıştır

Deniler bozdular bikr-i nizam-ı alemi şimdi
Nizam ancak efendi sûret-i defterde kalmıştır

Müheyya bezm-i işret bir kadehle al elim sâkî
Benimle yâr ninde heman bir perde kalmıştır

N’ola hayran olursam rûz u şeb ayine-veş Vasıf
Hayal-i akl u fikrim sûret-i dilberde kalmıştır

 

Gazel / Sorma Bana

Kime mecbûrum o sîmîn-bere sor sorma bana
Derdim ol şûh perî-peykere sor sorma bana

Âşıkın kametini cevr ile kim dâl itdi
Şu duran dil-ber-i dal-hançere sor sorma bana

Doğrusu âşıkı sevmez mi sever mi bilemem
Anı sen var o kaddi ar’ara sor sorma bana

Seni sayd eyleme mümkin mi didim dil-dâra
Didi bin nâz ile sîm ü zere sor sorma bana

Pek kes-â-kes veremem sana cevâb ol şuhun
Geldi mi hatt-ı ruhu berbere sor sorma bana

Geldi mi âleme Vâsıf gibi erbâb-ı suhen
Oku dîvânını şâirlere sor sorma bana

 

Gazel / Var

Ne ân-ı hâle cür’et ne figana takatim var
Ne recâ-yı vasla gayret ne firaka kudretim var

Yanaymı mı hasretinden geçeyim mi ülfetinden
Hele derd ü firkatinden sana bin şikâyetim var

Nice etmem âh ü efgan beni yâre geçdi yârân
Nigeh etmez oldu cânân buna pek kasavetim var

Düşüb ol cefâ-şiâre gönül oldu pare pare
Çekerim gamın ne çâre geçemem mahabbetim var

Geziyordun eşbeh eşbeh dedi kim ki gördü peh peh
Beri gel ki sana ey meh dahi çok hikâyetim var

O meh işte bana nisbet idiyor seninle ülfet
Bana Vâsıf açma sohbet sana pek adâvetim var

 

Gazel / Yokmu

Sâkî mey-i aşkın ferâha dâiri yok mu
Âyâ bu humârân-ı meyin âharı yok mu

Dil neyle olur vâkıf-ı esrâr-ı muhabbet
Bu râz-ı nihânın acebâ zâhiri yok mu

Lâyık mı im nâil-i vaslın ola ağyâr
Uşşâk-ı felâket-zedenin hatırı yok mu

Talim-i cefâ niçin alur şûh dîğerden
Cevr ü sitemin ol perîde hâzırı yok mu

Her kime gönül versem eder bağrımı sûzan
Hûbân-ı zamanın bana bir acısı yok mu

Vâsıf niçin evsâfını etmezler o şûhun
Üftâdelerinin acebâ şâiri yok mu

 

Şarkı

Çözülme zülfüne ey dil-rübâ dil bağlayanlardan
Kaçınma âteş-i aşkınla bağrın dağlayanlardan
Düşer mi ictinâb etmek seninçün ağlayanlardan
Sirişk-i çeşmimin bak farkı var mı çağlayanlardan

Gelüb vakt-i bahâr âlem safâ-yı gül-şen etdikde
Nevâ-yı bülbülü gûş-i gül-i ra’nâ işitdikde
Uyub ahbâba sen de seyr-i Sa’d-âbâd’a gitdikde
Sirişk-i çeşmimin bak farkı var mı çağlayanlardan

Senin bir reng-i zîbân var ki gül-berg-i izârında
Bulunmaz gül-sitân-ı âlemin bâğ-ı bahârında
Otur ihrâma ârâm et bir az havzın kenârında
Sirişk-i çeşmimin bak farkı var mı çağlayanlardan

Hevâ-yı perçeminle başka bir hâlet olur serde
Yeni başdan misâl-i Vâsıf uğratdın beni derde
Gamınla gerçi çokdan ağlarım ammâ bugünlerde
Sirişk-i çeşmimin bak farkı var mı çağlayanlardan

 

Kaside

Ne dem ol gözleri mestâne gelür hâtırıma
İbtidâ sunduğu peymâne gelür hatırıma

Dest-i çevrinde nice yıllar o kaşı yayın
Çekdiğim çille-i merdâne gelür hatırıma

Bir mesel söyler o şuhu sararım fikri ile
Günde yüz bin kadar efsâne gelür hatırıma

Beni sevmez deyü bî-hûde sitem eylemcsün
Sevmem ol meh-veşi de ya ne gelür hâtırıma

Dünyede Pertev-i hoş-gû gibi şâir olmaz
Yok eğer var ise bir dane gelür hatırıma

O siyeh zülf-i perişana dokundukça sabâ
Hâli zâr-i dil-i dîvâne gelür hâtırıma

Âteş-i aşk ile ben yandığımı andıkça
Şem ile hâlet-i pervane gelür hâtırıma

Bülbül-i gülşen-i aşkım ki gamiyle o gülün
Ne kafes ne heves-i lâne gelür hâtırıma

Ne zemân sohbeti açılsa o şûh-i mestin
İtdiği tavr-ı sefîhâne gelür hâtırıma

Ne yalan söylevim ol şûh ile hem-meclis iken
Ne bir ahbâb ü ne bî-gâne gelür hâtırıma

Hâhiş-i zevk-i visalinle bilür misin aceb
Göricek ben seni cânâ ne gelür hatırıma

Derdimi dökmeğe dil-dâre tiz-elden Vâsıf
Mesken-i malıfi bizim hâne gelür hâtırıma

http://www.turkceciler.com/enderunlu-vasif.html